Simgesi Latince ‘ferrum'dan gelen demir, yerkabuğunda en çok bulunan metaldir. Dünya'nın çekirdeği bir demir-nikel alaşımıdır. Diğer elementlerle kolayca tepkimeye girmesi sebebiyle demir, doğada bileşik halinde bulunur. Tüm metaller içinde en çok kullanılanıdır ve tarih boyunca da büyük öneme sahip olmuştur.
Eski çağlarda hemen her toplumda demirciler saygın bir yere sahiptirler. Bu, halkların mitolojisine de yansımıştır. Örneğin, Yakutların geleneğine göre, Yakutların ilk atası Elliei ilk demirciydi. Sibirya halklarında da demirci epey yüksek bir toplumsal konuma sahiptir ve demircilerin özel ruhlar tarafından korunduğuna inanılır. Şamanın kıyafetindeki demirleri demirciler yapar ve demir döverken kötü ruhları kovdukları söylenir. Ayrıca Moğol boylarının destansı şiirlerinde ve Türklerde demirci (tarkhan) ; ‘kahraman' ve ‘yalnız atlı savaşçı' anlamında kullanılmıştır.
Ergenekon Destanı'na göre Türkler; Ergenekon'dan çıkmak için yol ararken, bir demircinin tavsiyesi üzerine dağdaki demir madenini eritip geçit açmaya karar verirler. Dağın her tarafını odun kömürle doldururlar ve büyük körükler yardımıyla ateşi körüklerler. Demir dağ erir, yol açılır. Her yıl o gün ( 21 Mart olduğu kabul edilir) törenler yapılır. Bir parça demir ateşte kızdırılır ve çekiçle dövülür. Afrikada'ki Dogon ve Bambara toplumlarında ilk ateşi bulan, insanlara tarımı ve hayvancılığı öğreten ilk demircidir ve Dogonların mitlerine göre kahraman, demirci kılığına girip, yeryüzüne inerek insanları uygarlaştırmıştır . Afrika'da ayrıca bunun gibi, demirciyi tanrının oğlu, tanrının işlerini yapan biri olarak gösteren bir sürü mit mevcuttur. İbranice, Süryanice, Etiyopya dili ve Arapça'daki demiri dövmek, demirci olmak terimleri; şarkı söylemek, cenaze ağıtı yakmak terimleriyle akrabadır. Yunanca'da da şair kelimesi için aynı durum geçerlidir. Sanskrit metinlerinde Çingeneler müzisyendirler, özellikle demirci ve müzisyendirler.
Demir aletlerin ergitilerek elde edilmesine (meteordan demir elde etmenin dışında) MÖ 3500 ile MÖ 2000 yılları arasında Mezopotamya (Tel-Asmar, Tel-Çagar Bazar, Mari), Anadolu (Alacahöyük) ve Mısır'da rastlanır. Mısır'da demirin eski zamanlardan beri bilinmesine rağmen genel kullanımı M.Ö 800'lere rastlar. Bulunan en eski demir aletlerden birinin; Büyük Piramit'in yapımında kullanılmış olduğu saptanmıştır ve bu alet MÖ 2900'e tarihlenmiştir.
Demirin günlük hayattaki kullanımı kolay elde edilememesi ve yöntemin tam olarak anlaşılamaması sebebiyle çok sınırlıdır. Süs eşyası dışında günlük eşya üretiminde sıkça kullanılmasını ise Hititler gerçekleştirmiştir. Bu dönemde Anadolu'da bulunan 33 demir eserden 19'u Hitit kökenlidir. ‘Demirin kullanımıyla ilgili Hitit metinlerinde demirden kılıçlar, yazım tabletleri ve demirden yapılan tanrı ve hayvan heykellerinden bahsedilmektedir. Hititlerde ilk olarak dövme tekniğiyle demir üretiliyordu. Fakat bu yöntemde fazla işgücü gereksinimi vardı ve yaygın olarak kullanılması için yeterli değildi. Bu yöntemde demir filizinden ergitilen demirdeki karbon dövülerek azaltılıyordu ya da odun kömüründe ısıtılarak arttırılıyordu. Bu işlemi yaptıkları döküm ocaklarını dağ yamaçlarına kurmuşlardır. Böylece herhangi bir körük kullanmadan rüzgar etkisiyle ateşi alevlendirmek için gereken yüksek sıcaklığa ulaşmışlardır. Hattuşa'nın coğrafi yapısı, hem rüzgar alan yamaç bakımından hem de demir filizi bakımından zengindi. ‘Hititlerin egemenliğinde bir kabile olan Kaliblerdeki bir grup demirci tarafından madeni tavlama, yani kor halindeyken su verme tekniği ile dövme tekniğindeki sorunlar kısmen çözülmüştür. Tavlama yönteminde dövme demir çubuklar az miktarda karbonun metalin yüzeyine dağılması (karbürizasyon) şeklinde doğrudan odun kömürü ateşinde ısıtılıp tekrar tekrar dövülerek çelik haline getiriliyordu. Ayrıca, bir Hitit metninde geçen ‘ Kral ve kraliçenin sözleri demirdir, kırılamaz ve yok edilemez.' ifadesi çeliğin kırılamazlığını ve Hititlerin çelik hakkındaki bilgilerini gösterir. Hititlerin komşuları ile ticari ilişkilerinde demir önemli bir rol oynamıştır. Bir Hitit kralının II. Ramses'e demir bir kılıç gönderdiği ve bu metalin ticaretini yapma sözü verdiği bilinmektedir. Hititlerin Asurlularla yaptığı ticarette de demirin büyük önemi vardır. Demir gümüşten kırk kat, altından ise yedi kat daha değerliydi. Hitit ekonomisi merkezi sistemle yönetildiği için yüksek kalitede demirin tekeli saraya aitti. Bu yüzden, MÖ 1200 yıllarına kadar yani Hitit imparatorluğu yıkılana kadar demir çağının gerçek anlamda başlamadığı konusunda geniş çevrelerde görüş birliği vardır. Bu görüşe göre, Hitit İmparatorluğu barbar kavimlerin istilası nedeniyle parçalanmasından sonra, demirci ustaları da kırsal bölgelere dağılmıştır ve demir üretim teknikleri bütün Orta Doğu'ya ve barbar Avrupa'ya yayılmıştır. [Avrupa'ya yayılmasında MÖ 900'lerde Dorların katkısı büyüktür. M.Ö. 1200 ile M.Ö. 1000 yıllarında Orta Doğu'daki demir kullanımının bronza nazaran hızla artmasının sebeplerinden bir diğeri de, bronz yapımı için gerekli olan kalayın bulunmasındaki sıkıntıdır. Ayrıca demir; bakır ve bronzdan daha rahat dökülebildiğinden, tercih sebebi olmuştur. Demir metalurjisinin bir endüstri haline gelmesi yine bu tarihlerde Ermenistan dağlarında gerçekleşmiştir. Bu olaylar, demir çağının başlangıcına zemin hazırlamıştır. Demirden yapılan eşyaların kullanımının artmasıyla ormanlar kesilip tarıma açıldı, bol ürün elde edildi, nüfus arttı, orta doğunun uygar toplumları arasındaki dengeler hızla değişti. Demirden yaptıkları aletlerle insanlar tarımdan yüksek bir verim alabildiler, bu da dolaylı olarak tarım toplumuna geçişi sağladı. Tarım aletler çekiçle yapıldığı için Angola'da çekice tapılması, dünyanın çok değişik yerlerinde yaşayan birbirinden bağımsız toplumların mitolojilerindeki demircilerin, aynı zamanda insanlara tarım öğreten ve uygarlığı getiren kişiler olmaları, bu bağlamda özellikle dikkat çekicidir.